Yayınlandı - 1 Gün Önce

Ekşi Mayalı Ekmeğin Tarihi: İnsanlığın İlk Fermantasyon Mirası

Ekşi Mayalı Ekmeğin Tarihi: İnsanlığın İlk Fermantasyon Mirası

Ekşi mayalı ekmek, insanlık tarihindeki en eski bilinçli gıda dönüşümlerinden biridir. Bugün modern fırınlarda yeniden değer kazanan bu yöntem, aslında binlerce yıl boyunca ekmeğin tek üretim şekliydi. Ticari maya çok yeni bir icattır; ekmek kültürünün gerçek temeli ekşi mayaya dayanır.

Arkeolojik bulgulara göre ekşi mayalı ekmek üretimi yaklaşık MÖ 3000’li yıllarda Antik Mısır’da başlamıştır. Nil Nehri çevresindeki doğal yabani mayalar ve laktik asit bakterileri, un ve su karışımını kendiliğinden fermente ediyor, hamur kabarıyor ve pişirildiğinde daha yumuşak, aromatik ve dayanıklı ekmekler ortaya çıkıyordu. Bu süreç tamamen doğaldı ancak zamanla bilinçli şekilde kontrol edilmeye başlandı.

Mısırlılar mayayı saklamayı, beslemeyi ve nesilden nesle aktarmayı öğrendi. Böylece her bölgenin kendine özgü aromaya sahip ekmekleri oluştu. Bu bilgi Mezopotamya, Antik Yunan ve Roma’ya yayıldı. Roma döneminde ekşi maya o kadar değerliydi ki bazı fırınlar mayalarını miras gibi koruyordu.

Orta Çağ boyunca Avrupa’da üretilen tüm ekmekler ekşi maya temelliydi. Her evin, her kasabanın hatta her fırının farklı bir maya kültürü vardı. Bugün şarap dünyasında kullanılan “teruar” kavramının ilk örneklerinden biri aslında ekşi mayadır. Aynı unla yapılan ekmekler bile farklı şehirlerde farklı aroma ve dokuya sahip oluyordu.

  1. yüzyılda sanayi devrimiyle birlikte ticari maya geliştirildi. Üretim hızlandı, maliyet düştü ancak fermantasyon süresi kısaldıkça ekmeğin aroması, besin değeri ve sindirilebilirliği ciddi şekilde azaldı. Ekşi maya uzun süre zahmetli ve yavaş bir yöntem olarak görülüp geri plana itildi.

Son yıllarda ise bilimsel araştırmalar ekşi mayanın değerini tekrar ortaya koydu. Uzun fermantasyon sırasında:

• Gluten yapısı kısmen parçalanır
• Fitik asit azalır ve mineraller daha iyi emilir
• Doğal asitler ekmeğin raf ömrünü uzatır
• Aroma katmanları derinleşir

Bu nedenle ekşi mayalı ekmek hem daha lezzetli hem de vücut tarafından daha kolay tolere edilen bir üründür.

Bugün dünyanın en iyi fırınlarında tekrar uzun fermantasyonlu ekşi maya sistemleri kullanılmaktadır. Yavaş üretim, yüksek kalite ve doğal süreçler modern gastronominin merkezine geri dönmüştür.

Ekşi mayalı ekmek sadece eski bir gelenek değil; kontrollü fermantasyonun insan sağlığı ve lezzet üzerindeki gücünün kanıtıdır. Binlerce yıl önce başlayan bu doğal dönüşüm, bugün bilimle desteklenen bir ustalık disiplinine dönüşmüş durumdadır.

İyi bir ekmek hâlâ aynı üç şeye dayanır:
un, su ve zaman.

Oluşturan

Hasan Kaplan

dünyama hoşgeldiniz

Ben Chef Hasan Kaplan.

Mutfakla tanışmam, meslek hayatım başlamadan çok önce oldu. Köyde, toprağın ortasında büyümüş bir çocuk olarak “topraktan tabağa” yaklaşımı hayatımın doğal bir parçasıydı. Buğday tarlasında imece usulü harman yaptığımız buğdayı değirmene götürür, çıkan unla annemle taş fırında ekşi mayalı ekmekler yapardık. Ekşi maya ile tanışmam, 6–7 yaşlarıma kadar uzanıyor.

Bir mutfak şefi olarak tüm yemekleri seviyorum ama en çok, her aşamasını kendi hazırladığım ürünlerle çalışmayı… Köy hayatı bana önemli bir şey öğretti: Bir şeyi tüketmek istiyorsan, önce üretmeyi bilmelisin. Bu yüzden mutfakta hep sıfırdan üretme motivasyonuyla hareket ettim; hazırdan kaçtım, kendim yapmanın peşinden koştum.

Lise yıllarımda köyümden ayrılıp Anadolu Lisesi'nde okudum. Ailem, mutfaktan çok daha farklı meslekleri hayal ediyordu. Gastronomi tercih ettiğimde hem şaşırdılar hem de bir buruk mutluluk yaşandı. O dönem gastronomi bugünkü kadar popüler değildi ama şimdi herkes, bu meslekte mutlu ve başarılı olmamdan memnun.

Üniversite eğitimimi tamamladıktan sonra HK Ekşi Maya adlı kendi işletmemi kurdum. Fakat pandemi dönemine denk gelince iki yılın ardından devretmek zorunda kaldım ve profesyonel mutfak şefliği ile danışmanlığa yöneldim. Birçok işletmede şeflik yaptım, yeni restoranların kuruluş süreçlerinde yer aldım. Son olarak danışmanlığını yaptığım işletme Soon’un mutfak şefi olarak devam ettim.

Öğretme isteğim hiç bitmediği için online eğitimlere yöneldim. Bu sayede çok sayıda işletmeye ve kişiye dokunma fırsatı buldum. Bu süreçte, sevgili şefim Atilla Heilbronn’un mutfağında iki aylık bir eğitim alma şansı yakaladım. Fine dining deneyimini derinlemesine soludum. Ne güzel bir tesadüftür ki, çalıştığım dönemde restorana aralıklarla iki Michelin denetimi yapıldı ve onların yemeklerini hazırlayan küçük ekibimizin emeğiyle restoran Michelin Yıldızı kazandı.

Eğitimden sonra tekrar Çanakkale’ye döndüm. 2024 Ekim ayında düzenlenen Türkiye Pizza Şampiyonası’nda üçüncülük elde ettim. Ardından mezunu olduğum Gökçeada Gastronomi’den yanıma yaz stajına gelen iki genç arkadaş, benim yazdığım “çiçek pizza” ile Afrika Uluslararası Yemek Yarışması’nda üçüncülük kazandı.

Ekşi maya ile başlayan yolculuğum; toprağın verdiği ilhamla, mutfağın bilimsel ve yaratıcı tarafıyla birleşti. Bugün pizza ile devam eden bu serüvende hâlâ aynı heyecanı taşıyorum. Üreten, öğreten ve geliştiren bir mutfak hayatım var — ve yaptığım her işten büyük keyif alıyorum.

Profili Görüntüle

Yorumlar (0)

Arama Yap
Popüler Kategoriler
En Son Eklenen Blog
Ekşi Mayalı Ekmeğin Tarihi: İnsanlığın İlk Fermantasyon Mirası
Ekşi Mayalı Ekmeğin Tarihi: İnsanlığın İlk Fermantasyon Mirası
Ekşi mayalı ekmek, insanlık tarihindeki en eski bilinçli gıda dönüşümlerinden biridir. Bugün modern fırınlarda yeniden değer kazanan bu yöntem, aslında binlerce yıl boyunca ekmeğin tek üretim şekliydi. Ticari maya çok yeni bir icattır; ekmek kültürünün gerçek temeli ekşi mayaya dayanır.Arkeolojik bulgulara göre ekşi mayalı ekmek üretimi yaklaşık MÖ 3000’li yıllarda Antik Mısır’da başlamıştır. Nil Nehri çevresindeki doğal yabani mayalar ve laktik asit bakterileri, un ve su karışımını kendiliğinden fermente ediyor, hamur kabarıyor ve pişirildiğinde daha yumuşak, aromatik ve dayanıklı ekmekler ortaya çıkıyordu. Bu süreç tamamen doğaldı ancak zamanla bilinçli şekilde kontrol edilmeye başlandı.Mısırlılar mayayı saklamayı, beslemeyi ve nesilden nesle aktarmayı öğrendi. Böylece her bölgenin kendine özgü aromaya sahip ekmekleri oluştu. Bu bilgi Mezopotamya, Antik Yunan ve Roma’ya yayıldı. Roma döneminde ekşi maya o kadar değerliydi ki bazı fırınlar mayalarını miras gibi koruyordu.Orta Çağ boyunca Avrupa’da üretilen tüm ekmekler ekşi maya temelliydi. Her evin, her kasabanın hatta her fırının farklı bir maya kültürü vardı. Bugün şarap dünyasında kullanılan “teruar” kavramının ilk örneklerinden biri aslında ekşi mayadır. Aynı unla yapılan ekmekler bile farklı şehirlerde farklı aroma ve dokuya sahip oluyordu. yüzyılda sanayi devrimiyle birlikte ticari maya geliştirildi. Üretim hızlandı, maliyet düştü ancak fermantasyon süresi kısaldıkça ekmeğin aroması, besin değeri ve sindirilebilirliği ciddi şekilde azaldı. Ekşi maya uzun süre zahmetli ve yavaş bir yöntem olarak görülüp geri plana itildi. Son yıllarda ise bilimsel araştırmalar ekşi mayanın değerini tekrar ortaya koydu. Uzun fermantasyon sırasında:• Gluten yapısı kısmen parçalanır • Fitik asit azalır ve mineraller daha iyi emilir • Doğal asitler ekmeğin raf ömrünü uzatır • Aroma katmanları derinleşirBu nedenle ekşi mayalı ekmek hem daha lezzetli hem de vücut tarafından daha kolay tolere edilen bir üründür.Bugün dünyanın en iyi fırınlarında tekrar uzun fermantasyonlu ekşi maya sistemleri kullanılmaktadır. Yavaş üretim, yüksek kalite ve doğal süreçler modern gastronominin merkezine geri dönmüştür.Ekşi mayalı ekmek sadece eski bir gelenek değil; kontrollü fermantasyonun insan sağlığı ve lezzet üzerindeki gücünün kanıtıdır. Binlerce yıl önce başlayan bu doğal dönüşüm, bugün bilimle desteklenen bir ustalık disiplinine dönüşmüş durumdadır. İyi bir ekmek hâlâ aynı üç şeye dayanır: un, su ve zaman.

1 Gün Önce

Pizzanın Doğuşu: Napoli Sokaklarından Dünyanın En Sevilen Yemeğine
Pizzanın Doğuşu: Napoli Sokaklarından Dünyanın En Sevilen Yemeğine
Pizza bugün küresel bir fast food ürünü gibi algılansa da kökeni fakir halk mutfağına ve uzun fermantasyonlu hamur geleneğine dayanır. Gerçek pizzanın temeli, 18. yüzyıl Napoli’sinde atılmıştır ve modern pizzacılığın kalbi hâlâ burada atar.Antik dönemlerde Romalılar ve Yunanlılar düz ekmeklerin üzerine zeytinyağı, otlar ve peynir benzeri ürünler ekleyerek pişiriyordu. Ancak bugünkü anlamda pizzayı pizza yapan kırılma noktası, domatesin Avrupa mutfağına girmesiyle yaşandı. 16. yüzyılda Amerika kıtasından gelen domates, başlangıçta zehirli sanılsa da Napoli halkı tarafından hamurun üzerine eklenerek tüketilmeye başlandı.Napoli’nin yoksul kesimi için pizza; ucuz, doyurucu ve hızlı bir sokak yemeğiydi. Uzun fermantasyonla hazırlanan hamur, odun ateşinde çok yüksek sıcaklıklarda pişiriliyor, ortaya hem hafif hem aromatik bir ürün çıkıyordu. Bu yöntem zamanla standart haline geldi ve bugün “Napoli tarzı pizza” dediğimiz stil doğdu.1889 yılında Kraliçe Margherita’nın Napoli ziyaretinde domates, mozzarella ve fesleğenli pizzayı beğenmesiyle Margherita pizzası doğdu. İtalya bayrağının renklerini taşıyan bu pizza, Napolitan stilin simgesi haline geldi.Gerçek Napoli pizzası; yüksek hidrasyonlu hamur, uzun fermantasyon, elle açma tekniği ve 400–450°C üzerindeki fırınlarda 60–90 saniyede pişirme prensiplerine dayanır. Kenarları kabarık, iç dokusu hafif ve aroması derindir. Bu sadece bir tarif değil, bir ustalık disiplinidir.Zamanla pizza göçlerle birlikte Amerika’ya taşındı ve farklı stiller ortaya çıktı:New York tarzı: Daha büyük çaplı, ince ama esnek dilimler Chicago deep dish: Kalın tabanlı, adeta turta formunda Detroit tarzı: Dikdörtgen tepside çıtır kenarlı Roma tarzı: İnce ve çıtır tabanlı veya uzun fermantasyonlu tepsi pizzalarıHer biri kendi kültürüne uyum sağladı ancak hepsi köken olarak Napoli hamur geleneğinden doğdu.Bugün modern pizzacılık tekrar özüne dönüyor. Uzun fermantasyonlar, ekşi maya kullanımı, yüksek proteinli unlar ve kontrollü yoğurma teknikleri sayesinde Napoli ruhu bilimle birleşiyor. Hafiflik, sindirilebilirlik ve yoğun aroma artık kalite kriteri haline geldi.Pizza artık sadece hızlı tüketilen bir ürün değil; doğru hamur, doğru fermantasyon ve doğru pişirme ile gastronomik bir zanaata dönüşmüş durumda. Napoli’de doğan bu sade hamur disiplini, bugün dünyanın her yerinde ustaların elinde yeniden yorumlanıyor. Ancak değişmeyen tek şey var: iyi pizzanın kalbi her zaman hamurdur.

1 Gün Önce

Ekşi Mayanın Binlerce Yıllık Yolculuğu: Un, Su ve Zamanın Mucizesi
Ekşi Mayanın Binlerce Yıllık Yolculuğu: Un, Su ve Zamanın Mucizesi
Ekşi maya, insanlık tarihindeki en eski kontrollü fermantasyon tekniklerinden biridir. Bugün “artisan” ya da “zanaatkâr işi” olarak gördüğümüz birçok ekmek ve hamur işi aslında modern mayalar ortaya çıkmadan çok önce tamamen ekşi maya ile üretiliyordu.Bilinen en eski ekşi maya izleri yaklaşık MÖ 3000 yıllarına, Antik Mısır’a dayanır. Mısırlılar, un ve su karışımının ortamda doğal olarak bulunan yabani mayalar ve laktik asit bakterileri sayesinde kabardığını keşfetmişti. Bu doğal fermantasyon, ekmeği hem daha hacimli hem de daha uzun süre dayanabilir hale getiriyordu. Aynı zamanda sindirimi kolaylaştırıyor ve aromayı derinleştiriyordu.Bu bilgi zamanla Mezopotamya’ya, Antik Yunan’a ve Roma İmparatorluğu’na yayıldı. Romalı fırıncılar ekşi mayayı sistemli şekilde besleyip saklayan ilk ustalar arasında yer aldı. Hatta Roma döneminde iyi bir maya kültürü, bir fırının en değerli varlığı sayılıyordu.Orta Çağ boyunca Avrupa’da ekmek üretiminin tamamına yakını ekşi maya ile yapıldı. Ticari maya henüz yoktu ve her evin, her kasabanın kendine özgü bir maya kültürü vardı. Bu yüzden bölgeden bölgeye ekmek aromaları farklılık gösteriyordu. Bugün “teruar” dediğimiz kavramın ilk örneklerinden biri aslında ekşi mayadır. yüzyılda sanayi devrimiyle birlikte ticari maya üretildi ve hızlı fermantasyon yaygınlaştı. Ekmek daha kısa sürede üretilebiliyordu ancak aroma, besin değeri ve dayanıklılık ciddi şekilde azaldı. Ekşi maya uzun yıllar boyunca geri planda kaldı. Son 20–30 yılda ise insanlar tekrar yavaş fermantasyonun gücünü keşfetmeye başladı. Bilimsel çalışmalar, ekşi mayanın:• Gluten yapısını kısmen parçaladığını • Mineral emilimini artırdığını • Kan şekerini daha dengeli yükselttiğini • Doğal koruyucu etkisi sayesinde ekmeği geç bayatlatığınıortaya koydu.Bugün ekşi maya sadece nostaljik bir yöntem değil; aynı zamanda modern gastronomide kalite göstergesi haline geldi. Yüksek hidrasyonlu hamurlar, uzun fermantasyonlar, kompleks aroma profilleri ve sindirimi kolay ürünlerin temelinde yine aynı ilke var: un, su ve zaman.Binlerce yıl önce Nil Nehri kıyısında başlayan bu doğal fermantasyon yolculuğu, bugün hem bilimsel hem de gastronomik açıdan altın çağını yaşıyor.Ekşi maya aslında bir tarif değil; yaşayan bir kültürdür. Doğru bakıldığında onlarca yıl, hatta nesiller boyunca devam edebilen bir ekosistemdir. Her beslemede güçlenir, her fermantasyonda karakter kazanır. Ve iyi bir hamurun sırrı hâlâ değişmedi: sabır.

1 Gün Önce

Tüm Bloglar